Malzeme yoksa, inşaat da yok

Yeni Teşvik Sistemi'nde, inşaat sektörüne, hele inşaat malzemesi endüstrisine yönelik hiçbir düzenleme yok. Ekonominin lokomotifi konumundaki inşaat sektörünün desteklenmemesi ciddi bir eksiklik. Özel sektöre, Türkiye'de yatırım yapması için, yeni bir yol haritası sunan Yeni Teşvik Sistemi, 12 sektörde yatırımların hangi koşullarda teşvik edileceğini ve Türkiye haritasını 4 ayrı bölgeye ayırarak, her bölgede hangi yatırımlara, hangi koşullarla destek verileceğini hayli detaylandırmış. Bu yönüyle, beklenenin ötesinde bir düzenleme olduğu kesin. Ancak, konu söz konusu özel sektör yatırımlarının ciddi inşaat projeleri anlamına da geldiği noktasını hatırlattığında, inşaat sektörüne yönelik olarak, gerek inşaat malzemesi alanına yönelik sektörlerin desteklenmesi, gerekse de taahhüt sektörüyle ilgili, özellikle yurtdışı taahhüt işleri için hiçbir düzenleme öngörülmemiş. İlginçtir, otomotivde dünya üretim üssü olma noktasında önemli bir mesafe kat etmiş durumdayız. Aynı durum inşaat malzemesi üretimi için de geçerli olmasına rağmen inşaat malzemesi üretimine yönelik hiçbir düzenleme yapılmamış. Girdinin vergisi yüksek Türkiye bir deprem ülkesi. Bu nedenle, 1999 depremleri sonrası, Türkiye'de inşaat kalitesinin yükseltilmesine yönelik olarak ciddi mevzuat değişiklikleri yapıldı. Ancak, sorun şu. İnşaat malzemesinde Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yüzde 18 olduğundan, belirli bir standardın altındaki müteahhitler, kayıt altındaki inşaat malzemesi ile, KDV'sini tam ödemesi gereken girdiyle inşaat yapmaktan kaçınıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin önde gelen inşaat malzemesi üreticilerinden malzeme almak yerine, "merdiven altı", yani kayıt dışı inşaat malzemesi üreticilerinden ürün almayı tercih ediyorlar. Ancak, söz konusu kayıt dışı inşaat malzemesinin yeni deprem yönetmeliğine uygunluğu hayli tartışmalı. Dolayısıyla, ekonomi yönetimi, vergi otoritesi, bu alanda dolaylı vergi oranlarını yüksek uygulayarak, bir bakıma kendi eliyle kayıt dışılığı hızlandırıyor. Oysa, inşaat sektörü yüzü aşan alt sektörü tetikleme özelliği olan bir sektör. Bu nedenle, bu ölçüde geniş bir alanın kayıt altında tutulması, bütçeye ciddi bir vergi geliri kazandırılması anlamına da gelecek. Müteahhidin gerçekleştirdiği konut inşaatını, dairelerin 150 metrekarenin altında olması koşuluyla, yüzde 1 KDV ile satması ise, bir KDV alacağı doğmasına yol açıyor. Ve, Gelir İdaresi Başkanlığı söz konusu KDV iadesini yapmakta da hayli zorlanıyor. Yani, nereden baksanız, girdiye konu vergilerin yüksek olması sıkıntıya neden oluyor. İhracatta ikinci sırada Hükümetin inşaat sektörüne yönelik olarak kapsamlı bir düzenleme yapmaması, başka sıkıntıları da beraberinde getirmekte. Dünyanın dört bir yanında inşaat projelerine imza atan müteahhitlerimiz var. Özellikle yakın coğrafyada, 1. ve 2. kuşak komşu ülkelerde Türk inşaat şirketleri tarafından gerçekleştirilen projelerde, Türk malı inşaat malzemesi kullanılsa, dolaylı ihracat boyutuyla ciddi bir katkı anlamına gelir. Kaldı ki, son 4-5 yıl içinde petrol fiyatlarının artmasına bağlı olarak, Körfez ülkelerinin ve Rusya'nın gelirlerindeki artış, bu ülkelerde iddialı gayrimenkul projelerinin gerçekleştirilmesine neden oldu. Ve, söz konusu bu iddialı projelerde Türk inşaat malzemesi kullanımı arttı. Bunun doğal bir sonucu olarak, 2008 yılında otomotiv sektörü 24.7 milyar dolarla Türkiye'nin en yüksek ihracat geliri elde eden sektörü olurken, inşaat malzemesi sektörü 23 milyar doları aşan hacimle ikinci sırada yer alarak tekstil ve hazır giyimi geçti. O halde, hükümet, ekonomi yönetimi, uluslararası kalitede inşaat malzemesi üretimini teşvik kapsamına aldığında, Türkiye'ye ciddi ölçüde ihracat geliri kazandıracak bir sektöre de ciddi ölçüde destek olunmuş olacak. Büyümeye ciddi katkı Türkiye'nin büyüme oranları, 2005'den beri geriliyor. Çünkü, özel sektör yatırımları geriliyor ve inşaat sektöründeki reel büyüme geriliyor. İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Başkanı Orhan Turan, Türkiye ekonomisinin sürekli yüzde 5 büyümesi isteniyorsa, inşaat sektörünün de yüzde 10 büyümesi gerektiğini vurguluyor. 2023'de Türkiye'nin ihracatı 400 milyar dolar seviyesine ulaştığında, bunun 100 milyar dolarının rahatlıkla inşaat malzemeleri ihracatı olabileceğini işaret ediyor. İnşaat sektörünün, önümüzdeki yıllarda Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'daki (GSYH) payını yüzde 6,5'ten yüzde 8'e çıkarması pek ala mümkün. Ancak, inşaat sektörünün desteklenmesine ve kayıt altına alınmasına yönelik adımlar atmazsak, sektörün gelecekteki olası katkılarını heba etmiş olacağız
sdf
sss
dd
aaaa
bbb
fffff