Çocuk dediğin betonda oynamalı

Çocuktan al haberi demişler. Doğru söylemişler de birisinin daha büyümediğini belirtmek için ne söylenir? `Git sen kumda oyna!` Daha çok kendisinin büyüdüğünü belirtmek isteyen çocuklar bu ifadenin ardına sığınırlar. Sanırlar ki çocuklar kumda oynarlar. Oysa oyunun kuralları değişti. Artık çocuklar kumda bile oynayamayacak. Bahçelievler Belediyesi`nin yeni hizmeti bu. Artık çocuklar parkta oynamaya gittiklerinde kumun zararlarından korunacaklar. Çünkü büyükleri onlar için steril bir gelecek hazırlıyor. Hatta zaten ufak olan parklara süs olarak konular çimenlere basmak da yasak olduğu için çocuklar hastalık da kapmayacak! Nasıl yani mi diyorsunuz. Süreci özetleyeyim o zaman. Mahallemizdeki Menekşe Çocuk Parkı`na gideriz arada bir. Özellikle dört duvar arası sıkışmışlıktan enerji patlaması yaşayan çocuklar oyun parkında biraz olsun nefes alırlar. Parkta çocuklar oyun oynarlar. Kimi oyuncak kamyonuna kum doldurur kimi de kumlar üzerinde sıçrayarak betondan fırsat bulup basamadıkları toprağı belki de hissetmeye çalışırlar. Sıkıldıklarında koşmak isteyecekleri yeşil çimenler ise koruma altındadır. Bu sebeple anne ve babalar da çocuklarla birlikte azarlanır görevli tarafından. Öyle ya, yeşili korumak gerek. Geçtiğimiz hafta oğlum, `baba parkımıza beton dökmüşler` dediğinde güldüm. Dört yaşındaki çocuk benimle dalga geçiyor diye. Sonra parka geldiğimizde gerçekten de alandaki kumların üzerine beton doldurulmuş olduğunu gördüm. O can sıkıntısıyla Bahçelievler Belediyesi`nin Beyaz Masa bölümüne bir mail yolladım. Bekledim ki, rahatsız olduğum konu belediyedeki yetkili birime ulaştırılır onlar da açıklama yaparlar. Ama sağ olsun Beyaz Masa Müdürü Fevzi Kahraman üzerine alınmış resmi açıklamayı bana telefonla ulaştırdı. Beyaz Masa`dan alınan bilgiye göre bu işler beş mühendisle yapılıyormuş, onlardan iyi mi bilecekmişim. Peki siz çocuklardan daha mı iyi bileceksiniz dememe kalmadan adeta hesaba çekildim. Belediyemiz betonun üstüne kauçuk ağırlıklı yumuşak bir madde koyacakmış çocuklar da `pis` (evet, pis) kumda oynayıp hasta olmayacaklarmış. Bölgedeki 36 parkta bu uygulama başlatılacakmış. Mailde Turgut Cansever`i tanır mısınız? diye imalı bir soru sormuştum. Tanırlarmış, hatta tanıdıkları arasında benim müdürlerim de varmış! Yeşili koruyalım, lütfen çimlere basmayalım! Acaba ben mi olayı abartıyorum diye düşünmeden edemedim. Öyle ya, parklara beton döken birimin değil de Beyaz Masa müdürünün bu kadar celallenmesi benim yanlış yaptığıma delil olabilirdi. Üşenmedim Turgut Cansever hocayı aradım. Şehir dışında olduğu için eşiyle konuştum. Eşinin `beton` üzüntüsünü buraya aktarmayayım. Sadece kullandığı bir tabiri çok sevdim, onu sizinle paylaşabilirim: `Oryantalist yükleme` Malum Avrupa`da var bizde de olsun mantığının gidebileceği nokta burası. Şu Avrupalıları düşündüğümüz kadar çocuklarımızı da düşünseydik, şimdi kumdan kaleler yapıyor olurduk, sonra yıkar yeniden yapardık! Çocuklara `bunlar size yeter` denilen oyun araçlarındaki elektriklenmeler, çocuk pedagojisine uygunluk tartışmaları bir yana, artık belediyeler çocuklarımızı bizden daha fazla düşünmesinler, demek istiyorum. Onlar kültür merkezlerinde çocuk şenlikleri yapsınlar, hediye dağıtsınlar, çocukları mutlu etsinler. Hatta yeşili sevmek üzerine kompozisyon ve şiir yarışması yapıp ödül bile dağıtabilirler. Kapalı alanlar için tasarlanabilecek beton üstü kauçuk yumuşaklığı, açık havada çocuk parkında uygulanacak kararına çocuklar adına üzüldüm. Demek ki onlar yeşile daha fazla hasret kalacaklar. Ama çocuklarımız üzülmesinler. Beton da güzeldir, üstüne de kauçuk döşedin mi al sana steril bir oyun alanı. Hatta yağmur yağdığında çocuklar ıslanmasın diye parkların üstü de kapatılabilir. Her parka bir bina! Yetmezse çocuk parkını çevreleyen çay bahçesinin masalarını çoğaltır, çocuklara çay servisi de yaptırırsınız. Ah Avrupa vah Avrupa Biri bana açıklasın, topraktan, kumdan daha güzel ne olabilir? Kauçuk mu, beton mu? Biri bana bir şey daha açıklasın, çimenlere basmanın ne zararı var? O çok beğendikleri ve sürekli bize hatırlattıkları Avrupa`dan yeni döndü arkadaşımız Hüseyin Altınalan. Fransa, Almanya, İsviçre son gördüğü yerler. Diyor ki, insanlar orada sere serpe çimenlerin üstüne uzanıyorlar; oynuyorlar zıplıyorlar sohbet ediyorlar. Şu çimlere basmayın yazılarını da artık kaldırsanız çocuk parklarından. Şimdi siz söyleyin Avrupa`dan ne ithal ediyoruz, çocuklarımıza da kendimize de hayatı zehir etmeyi mi? Bizim iklim şartlarımız mı müsait değil üzerinde gezilebilen çimenlerin yetişmesine. Yoksa bizim zihinlerimiz betonlaştı da her gördüğümüz alanı `betonla güzel`leştirmeye mi çalışıyoruz? Bir sözüm de çocuklar üzerine yazılar kaleme alan sevgili yazarlarımıza. Elbette çocuklar kitap okuyarak hayal kurarlar, gelişirler. Peki onlar oyun parklarında da mı hayal görecekler? Artık yazılarımızdaki `hayal perdesi`ni kaldırıp `gerçek perdesi`nden yazalım. Yoksa parka giden çocuklara zihinlerinde; `toprak, çimen, kum eşittir yeşillik!` canlandırması kalacak. Bir zamanlar yeşildi bizim medeniyetimizin adı. Keşke şimdi de yeşil olsa
sdf
sss
dd
aaaa
bbb
fffff